
Filistin, Gazze, Kudüs, … Doğu Türkistan, Sincan, … Dünya ve Türkiye … Savaşlar, acılar, yangınlar, depremler, çığlık çığlığa veya sessizce; sağımızda, solumuzda, önümüzde, arkamızda, içimizde veya dışımızda her yerde … İnsan zalim de olabiliyor alim de…
İnsanoğlu olarak emanetçisi olduğumuz dünyada pek çok şey görüyor, yaşıyor ve yapıyoruz. Nedenler, olması gerekenler ve sonuçlar… Olanlardan payımıza ne alıyoruz, onlara nasıl tepkiler veriyoruz işin sırrı burada. Sadece ağlamak, kızmak, çeşitli duygular beslemek en insani olanı. Peki bu duygular bizi harekete geçiriyor mu? Nasıl geçiriyor?
Yaşadığımız olaylara verdiğimiz tepkiler bizi biz yapan önemli şeylerden. Bir mutluluğa nasıl seviniyorsak bir acıya da o kadar üzülüyoruz. Kırıp dökmek varsa içimizde bunu tüm aşırı duygularda yaşıyoruz. Bağırmak varsa coşkumuz arttıkça mutlulukta ve kızgınlıkta o kadar bağırıyoruz. Çağımız … Ahir zaman. Depremlerden, yangınlardan kişisel sarsıntılara; savaşlardan fiziksel ve psikolojik her türlü zulme kadar şahit olduk, oluyoruz. Bizzat da yaşıyoruz, yaralar alıyoruz; yaşamadan şahit de oluyoruz. Peki ne yapmalıyız, nasıl yapmalıyız, yapmalı mıyız?!
Birbirimizi, duygularımızı, olayları yargılamadan anlamak, yaşamak en güzeli, önemlisi. Biz’i bir yapan güzelliklerden. Bunu hiçbirimiz baskı altında, zorunda olduğumuz için yapmamalı tabi. İnsan olduğu için, hissettiği için yapmalı. Az veya çok, göstererek veya göstermeyerek, yazarak veya okuyarak…
Yaşadıklarımız kadar, biz kadar tepkilerimiz de farklı ve öyle de olmalı. Hepimiz araştırmalı, okumalı, öğrenmeli, sormalı, sorgulamalı neler olduğunu, nasıl olduğunu, tanımalı kimler olduğunu. En büyük eksiğimiz bu belki de. Bilmeden, okumadan, araştırmadan tam anlamıyla topal yürümek yolda… Bunlardan sonra ise kimimiz yazacak, kimimiz konuşacak, kimimiz paylaşacak, kimimiz faaliyetler gösterecek belki de kimimiz susacak… Yeri geldiğinde susmak da en büyük devrimdir.
Hepimiz tuğlalar koyuyoruz hayata birer birer, küçük küçük… Duvarı yalnız örmek zorunda değiliz. Binayı inşa ederken tuğla da, onu ısıtan fırın da, bir araya getiren harçtaki su, çakıl da olmazsa olmaz. Bizim yaptığımız çeşitli işler de aynen böyle bir bütün oluyor işte. Önemli olan yaşadıklarımızdan sonra bir kum tanesi gibi küçük de gözükse o binayı inşa edebilecek mahiyette (özellikte) bir eylem göstermek. Kimse görmek zorunda değil, okuduğumuz her satır, her duygu dışarıdan görünmese bile bu binanın bir parçası olacaktır. Anlamlar, harfler, kelimeler küçük görülmemelidir.
ﺍ Elif tek başına alemleri barındıran bir harf
İkra! tek başına alemleri barındıran bir kelime
Korkma! tek başına alemleri barındıran bir ses
Anlamlar her zerrede saklı. Yunus da demiş;
Söz ola kese başı
Söz ola kestire başı
Söz ola ağulu(zehirli) aşı
Yağ ile bal ede bir söz
Sevgi ve selametle…
24.10.2023 Betül Akbaş
*Yazının kapak görselleri yapay zeka ile üretilmiştir.
