Hayata baktığımız pencereler şekillendiriyor yolumuzu. Gözlüklerimiz hem bize hem de dünyayı paylaştığımız diğer her şeye etki ediyor. Bu pencerelerdeki durumları, kavramları, düşünceleri, duyguları nasıl tanımladığımız, var olan tanımlarını nerede ve nasıl, doğru veya yanlış kullanmamız ise önemli olmuş oluyor. Kavramları, anlamlarını zamanın akışında bir alışkanlık gibi kullanıyoruz bazen, anlamlarını unutarak, bilmeyerek sarf ediyoruz. Kelimelerin zenginliğinde bizler de yeni anlamlar yüklüyoruz kimi zaman. Kendi hızımızda yürüdüğümüz hayatta aslında hep var olan ama bazen daha çok üzerinde düşünmemiz gereken kelimeler oluyor. Şimdi ise naçizane seçtiğim kelimelerden ikinci bir gündem sözlüğünü sizlerle paylaşıyorum.
Özgürlük
Türk Dil Kurumu’na göre herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu; her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi durumu; hürlük, hürriyet anlamlarına gelmektedir özgürlük. 1
Kelimenin kökenine bakacak olursak farklı dillerde küçük bir inceleme yapabiliriz. Hürriyet, Arapça ḥrr kökünden gelen ḥurr “salınmış, azat edilmiş, köle olmayan” sözcüğünden alıntıdır. Fransızcada libéral cömert, soylu ve özgürlükçü, ticaret ve siyasette özgürlükten yana (19. yy) sözcüğünden alıntıdır. Kavramın Latince kökeninde “soyluluk ve köle olmamaya” yapılan bir vurgu vardır. İngilizce freedom kelimesindeki free için de aynı anlamın vurgulandığı görülür. Bunlara karşın Türkçede özgürlük kavramının kökündeki öz kelimesinden türetildiği görülmektedir. 2 3 (öz kelimesinin kökeni için bakınız.)
Özgürlük, temel anlamıyla ‘bir şeyi yapma veya yapmama, belli bir şekilde davranıp davranmama’ diğer bir deyişle ‘serbest hareket etme gücüdür’. Bu sebeple TDK’deki anlamında olduğu gibi “bir insanın bir başkasının ya da başkalarının iradesiyle zorlamaya tabi olmadığı durum” olarak tanımlanır. Kavramın irade, seçim veya tercih gibi temel kavramlara sahip olduğu görülmektedir. İnsan fiilinin varlığına dayanan özgürlük kavramı bu nedenle insanlık tarihi kadar da eskidir. 4
Tarih boyunca varlığını koruyan kavram, insanın sırf insan olmasından kaynaklı, doğuştan sahip olduğu bir yetidir. Bu da hukuktan ve düzen içinde tanınan haklardan önce gelmesine, onlara kaynaklık etmesine sebep olmaktadır. Hakların özgürlüğe dayanması ve bu bağlamda da özgürlüğü kullanma imkanının haklarla belirginleşmesi ve sınırlanması söz konusu olmuştur. Bu da özgürlüğe ‘yasa ile yasaklanmayan her şey serbesttir’ gibi bir anlam kazandırmıştır. 5
Negatif ve pozitif anlamlarla tanımlanan özgürlük kavramının başkalarını etkilememesi, başkalarının özgürlüğünün başladığı yerde bir diğerinin bitmesi durumuna da sıklıkla değinilir. Bu durumda aslında kişinin tamamen isteğine bağlı bir durum olmadığının da farkına varılmalıdır. Örneğin yerçekimi kurallarına uymamak bir özgürlük değildir. Yani insanı sınırlayan bazı doğal, sosyal ve duygusal sınırlar bulunmaktadır. 6 (konu üzerine daha fazlası için)
Tüm bu tanımlamalar sonucu günümüzde açık şekilde özgürlüklerin engellendiği, insanların yaşam için mücadele ettiği görülmektedir. Bunun dışında bir de modern hayatın, toplumların, teknolojinin farkında olmadan özgürlüğümüzü elimizden aldığı durumlar vardır. Bağımlılıklar da (eşyalardan statülere kadar) bunlardan biri olsa gerek. Özgürlüğü anlamlandırmak için çeşitli kavramlarla birlikte ele almak gerekse de bunların en önemli olanlarından biri ‘ahlak’ kavramıdır diye düşünüyorum. Çok geniş bir çerçeveye, alt başlıklara ve bakış açılarına sahip olan konu hakkında başka okumalar yapmak isterseniz kaynaklara ek olarak aşağıdaki yazıya da bir göz atabilirsiniz.
Konu hakkında: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/184186 Özgürlük, Zygmunt BAUMAN, Çev. K. Eren, İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2015, 141 sayfa.
İnsan Hakları
‘İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ 10 Aralık 1948 yılında ilan edilmiştir. Bildirge, insanın doğuştan sahip olduğu kişisel hak ve özgürlükleri tanımlar; her insanın yasa önünde eşit olduğunu, işkenceye, kötü muameleye ve onur kırıcı cezalara tabi tutulamayacağını ilan eder. 7
Bildirgenin bazı maddeleri şöyledir:
Madde 1 – Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdanla donatılmışlardır, birbirlerine kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.
Madde 2- Herkes ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka türden kanaat, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğuş veya başka türden statü gibi herhangi bir ayrım gözetilmeksizin, bu Bildirgede belirtilen bütün hak ve özgürlüklere sahiptir.
Madde 3 – Herkesin yaşama hakkı ile kişi özgürlüğü ve güvenliğine hakkı vardır.
Madde 4 – Hiç kimse, kölelik ya da kulluk altında tutulamaz; her türden kölelik ve köle ticareti yasaktır.
Madde 5 – Hiç kimseye işkence ya da zalimce, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele ya da ceza uygulanamaz.
Madde 13 – 1. Herkesin, her Devletin sınırları içinde seyahat ve oturma özgürlüğüne hakkı vardır.
2. Herkes, kendi ülkesi de dahil, herhangi bir ülkeden ayrılma ve o ülkeye dönme hakkına sahiptir.
Madde 14 – Herkesin, sürekli baskı altında tutulduğunda, başka ülkelere sığınma ve kabul edilme hakkı vardır.
Madde 15 – Hiç kimse keyfi olarak uyrukluğundan yoksun bırakılamaz, kimsenin uyrukluğunu değiştirme hakkı yadsınamaz.
Madde 18 – Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır; bu hak, din veya inancını değiştirme özgürlüğünü ve din veya inancını, tek başına veya topluca ve kamuya açık veya özel olarak öğretme, uygulama, ibadet ve uyma yoluyla açıklama serbestliğini de kapsar. 8
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun ifade ettiği şekliyle de insan hakları; diline, dinine, ırkına, cinsiyetine, milliyetine, sosyal statüsüne ve rengine bakılmaksızın insana insan olduğu için tanınan hakların (kişisel; düşünce, vicdan ve din; ekonomik; medeni; sosyal) genel adıdır. 9
Hak kavramını da özel olarak tanımlayacak olursak, ‘kişilere irade kudreti tanınmak suretiyle hukuk düzeni tarafından korunan menfaati’ şeklinde temel bir tanımlamadan bahsedebiliriz. 4
Günümüzde konuşulan insan hakları Batı kökenli bir kavramdır. Bunun yanı sıra bugünkü gibi doğrudan ‘insan hakları’ ifadesiyle kullanılmasa da geçmiş toplumlarda ve özellikle İslamiyet’te insan haklarına verilen önemi görmek mümkündür. Yaş, ırk, cinsiyet gibi hiçbir ayrım gözetmeksizin insana verilen değer İslamiyet’in tavsiye ettiklerinde, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in yaşantısında, tarihi bilgilerde görülmektedir. 10
Mülteci/Sığınma Kampı
BM’nin tanımına göre mülteci, ‘ırkı, dini, milliyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri sebebiyle zulüm göreceği konusunda haklı bir korku taşıyan ve bu yüzden ülkesinden ayrılan ve korkusu nedeniyle geri dönmeyen veya dönmek istemeyen kişi’dir. Mültecilik, hukuki bir statüyken sığınmacı, mülteci olduğu iddiasıyla ülkesini terk eden ama mültecilik statüsü başvuruşu henüz sonuçlanmamış kişidir. 11
Çoğunlukla bir bölgeye sığınan mülteciler, boş bir alanda yoğunlaşan bir kamp alanına veya geniş bir alana yayılan kırsal yerleşim alanlarına yerleştirilebilirler. Bunlar dışında çeşitli başka kamp ve yerleşimler de söz konusudur. 11
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Bürosu (UNHCR)’ye göre mülteci kampları, savaş, zulüm veya şiddet sebebiyle evlerini terk etmek zorunda kalan insanların acil yardım ihtiyacını karşılamak, onlara yardım etmek amacıyla inşa edilen geçici tesislerdir, alanlardır. İnsanlara kalıcı olmasa da sığınmak için imkân sağlayan, yeme içme, barınma ve sağlık gibi temel ihtiyaçlarını karşılayan bir alan olan bu kamplar, uzun süreli durumlarda ise eğitim gibi hizmetlerin de sunulduğu yaşam alanlarına dönüşmektedir. 12
Hapishane
İnsanlık tarihin başlangıcından bu yana insan davranışlarının belli sonuçları olmuştur. Gerçekleştirilen eylemin suç (TDK: Törelere, ahlak kurallarına aykırı davranış; yasalara aykırı davranış 1) olması durumunda ise karşılığında bir ceza verilmesi söz konusu olmuştur. Cezanın çekildiği mekân ise hapishane, mahpushane, zindan (tutuklu veya hükümlülerin içine konulduğu çok karanlık, sıkıntılı ve kapalı yer), cezaevi (hükümlülerin içinde tutuldukları yapı) gibi kelimelerle ifade edilmiş özellikle devletlerin geliştiği dönemlerde ise daha mekanlaşmış, kurum halini almışlardır. Henüz devletlerin oluşmadığı, belli bir boyut ve düzene dönüşmediği zamanlarda ise ceza belirlenene veya infaz vakti gelinceye kadar beklenilen genellikle havasız, bakımsız, karanlık mekanlar olarak var olmuştur. 13
Kelimenin etimolojisine bakacak olursak, Arapça ḥbs kökünden gelen ḥabs “tutsak etme, kapatma, 2. tutsaklık yeri” sözcüğünden alıntı olduğu görülmektedir. Sözcük Arapça ḥabasa “kıstı, kısıtladı, kapattı, hapsetti” fiilinin masdarıdır. Ayrıca kelime, Aramice/Süryanice “bağlama – özellikle sarık veya baş örtüsü, kuşak, at koşumu” kökü ile de eş kökenlidir. 14
Kavramların anlamlarını inceledikten sonra görüyoruz ki aslında kelimeler sözlük anlamlarından çok daha fazlasına sahipler. Başka kelimelerle, düşünce ve bakış açıları ile derinleşmekteler. Günlük hayatta hızlıca kullanıp geçtiğimiz, aslında neyi kastettiğimizi düşünmeden kullandığımız kelimelere zaman zaman bakıp bilgilerimizi tazelemeliyiz, beslemeliyiz. Var olan hiçbir canlı sabit değildir, daima bir hareket ve dönüşüm içindedir. Bu durumda her gün tek bir bilgi, düşünce, duygu dahi olsa kendimize katarak daha iyiyi bulma ve yapma yolunda ilerlemeliyiz. Sevgiyle kalın…
3 https://www.nisanyansozluk.com/
4 https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3049180 Atan, M. , Ekinci, E. , Karakoyunlu, İ. (2023). “ÖZGÜRLÜK VE HAK KAVRAMLARININ ÇATIŞAN DOĞASI: ÖZGÜRLÜK HAKKI VE HAK ÖZGÜRLÜĞÜ GÖRÜŞLERİ”. Türkiye Adalet Akademisi Dergisi (2023 ): 131-160
5 https://ansiklopedi.tubitak.gov.tr/ansiklopedi/ozgurluk Nihat Bulut
6 https://uskudar.edu.tr/tr/icerik/7504/ozgurluk-sinirlari-zorlarsa- Prof. Dr. Nevzat Tarhan
7 https://www.mfa.gov.tr/insan-haklari_.tr.mfa
8 https://www.ihd.org.tr/insan-haklari-evrensel-beyannames/
10 https://islamansiklopedisi.org.tr/insan-haklari
11 https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/435086 İnan, Z., Korgavus, B. Mülteci Kampları ve Yerleşim Alanlarında Sürdürülebilir Tasarım. Contemporary Research In Economıcs And Socıal Scıences, Volume 1 Issue 2
12 https://www.unrefugees.org/refugee-facts/camps/
13 https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/411414 Uyanık, M. Z. (2017). Batı ve Doğu Kültüründe Hapishane. Mîzânü’l-Hak İslami İlimler Dergisi, sy. 4, 2017, s. 87-134.
