Ozeaneum, Stralsund

Stralsund, Ozeaneum dan bugün ki seyir defterine notlarım. Stralsund, Almanya’nın kuzeyinde, Mecklenburg-Batı Pomeranya eyaletinin Batı Pomeranya bölgesinde bulunan bir kenttir. Çok sayıda mimari anıtı ve özellikle Gotik mimarinin tuğla eserlerini barındırmasıyla da 2002 yılında eski şehir UNESCO Dünya Miras alanlarından biri olmuştur. Bunlardan biri de şuan okulumun olduğu Wismar kenti. Ondan da başka bir defter sayfasında sizlere bahsedeceğim.  

İsmini ilk kez okulumun düzenlediği gezi sayesinde duydum bu şehrin. Keşfedecek o kadar yer, deneyim var ki dünyada. Ben çok küçük bir kısmını keşfettim ve yolum devam ediyor. Stralsund şehrini de kısıtlı bir zamanda, sınırlı bir alanda keşfedebildim henüz. Sahil kenarı haricinde bugün aslında size daha çok Ozeaneum’daki deneyimlerimden ve fikirlerimden bahsetmek istiyorum. Ozeaneum, bir doğa tarihi, denizcilik müzesi. İçinde çeşitli sergiler ve akvaryumlar bulunan müze, 2010 yılında Avrupa’da yılın müzesi seçilmiş.

İlk girdiğinizde üstünüzde büyük bir hayvan iskeleti sizi karşılıyor, merdivenlerden yukarı çıkıp müzenin sizin için çizdiği gezi yolculuğuyla hayvanlar alemine ve denizcilik dünyasına adım atmış oluyorsunuz. Müzede çeşitli penguenlerin, deniz analarının, fok balıklarının, kartal karga gibi kuşların, su samurlarının, balıkların, ahtapotların ve daha çok çeşitli hayvanın birebir ölçekli modellerini görüyorsunuz. Penguenlerden bazıları ve iki cins kargadan biri büyüklüğüyle beni ilk başta fazlaca şaşırttı doğrusu. Bunun dışında suda var olan kimyasal olaylardan, hayvanlar, denizdeki algler ve benzeri pek çok canlı ile ilgili de görseller, bilgiler, gerçek veya modellenmiş örnekleri de mevcuttu. Model dünyasının ardından bizi çeşit çeşit balıkların, deniz canlılarının olduğu akvaryumlar karşıladı. Yılan balıkları, vatozlar, köpek balıkları, deniz yıldızları, mercanlar, deniz atı, yengeçler ve daha pek çok canlı. Benim görünce en mutlu olduğum canlılardan biri nedense mini karideslerdi. Neşeli Ayaklar animasyon filmindeki o minik karideslerin aynısını karşımda görüp gülümsedim. Yine minik deniz anaları da büyükleri kadar etkileyici ve güzeldi. Yassı bir balığın yat yatmış gibi yüzmesi de bir garip görünüyordu doğrusu.  Deniz yıldızları, mercanları, deniz dünyasının birbirinden farklı, kemiksi olanlardan yumuşakça olanlara kadar rengarenk canlıları ile dünyada varlığından bir haber olduğumuz yaratılan varlıkları görmek çok güzeldi. Oturup deniz yıldızının camdaki hareketini izlemek… keşfedecek, hayret edecek, şükredecek o kadar çok şey var ki.

Müzede bu akvaryumlardan sonra yine dünyadaki yaşayan en büyük canlı olduğu bilinen mavi balinanın, onun gibi büyük başka deniz canlıların bire bir devasa modelleri vardı. Kutup ayılarından, devasa deniz kabuklarına, balıklardan çeşitli denizcilik faaliyetlerine kadar birçok konuya dair pek çok bilgilerin verildiği, çeşitli simülasyonların olduğu alanlar vardı. Teras katında ise bizleri canlı penguenler bekliyordu. Güneşlenen, suyun altında birbirini kovalayan, minicik kanat hareketiyle suyun içinde hızlıca oradan oraya uçan bir başka muhteşem canlılar. İnsan baktıkça hayret ediyor. Elbette hepimizi başka noktalar etkileyebiliyor. Bizi farklı kılan noktalardan biri de hayatta hayret ettiğimiz noktalar, merak duyduğumuz şeyler olsa gerek. Biraz uzun bir yazı oldu ama müzede görsel olarak etkileyen bir nokta da plastiklerin de yüzdüğü ayrı bir akvaryum olmasıydı. Deniz analarının muhteşem bir dansı olduğu gibi plastiklerin de denizde dans edecek kadar çok olduklarına güzel bir bölümle anlatmışlardı.

Çeşitli okyanuslardan çeşit çeşit canlıların bulunduğu akvaryumlar, müzeler dünyanın pek çok yerinde olabilir. Hepsinin kendine özgü bir anlatım şekli, tasarımı, ortak veya farklı içerikleri mevcut. Ben sadece birinden bahsettim. Yolunuz buraya veya başka bir canlı dünyasına düşerse merakla bakmayı unutmayın. Sadece kitapları değil dünyayı, yaşadığımız çevreyi, canlıları, doğayı, kendimizi de okumak lazım. Güzelliklerin, iyiliğin daha çok var olduğu, konuşulduğu, bir çocuk merakıyla dünyayı keşfettiğimiz mutlu zamanlarımızın olması dileğiyle, sevgiyle kalın…

27.10.2024

Leave a comment