Bi’ Film ‘Hichki’ veya ‘Hıçkırık’

Bir film ile geldim bu sefer sizlerin yanına. ‘Hichki’ veya ‘Hıçkırık’…


2018 yılı Hint yapımı bir film. Belki izlemişsinizdir, belki ilk defa duymuşsunuzdur. 2024 yılı son bulurken bu filmi yeni izledim ve çok sevdim.


Filmde Tourette sendromu olan Naina Mathur isimli bir öğretmen bulunmakta. Rahatsızlığından ötürü pek çok okuldan ret almasına rağmen hayallerinin mesleği olan öğretmenlik için arayışına ve çabalamasına devam etmesini, ardından da ilk sınıfı ile olan hikayesini görüyoruz. 9F sınıfı, maalesef okul, öğretmenler ve öğrenciler için pek sevilmeyen, kabul edilmeyen bela bir sınıf. Bayan Mathur’un ve 9F’nin hikayesi gerçeklerle ve keyifli bir seyirle yansıtılmış. Bir noktada bu ve benzeri hikayelerin pek çok örneğini film, hikâye, dizi, roman gibi çeşitli türlerde görmek mümkün olsa da hikayedeki bağlamın, coğrafyanın, kişilerin, olay örgüsünün, anlatış biçiminin farklı olması ve bizim onu izlediğimiz, okuduğumuz anda farklı bir biz olmamızdan kaynaklı her zaman bu veya başka ilham verici, özel hikayeleri izlemek veya okumak çok kıymetli bence.


Bu kısımdan sonra filme dair bazı ön bilgiler, replikler olabilir. Eğer izlemediyseniz önden bilgi vermiş olayım. Düşüncelerimde minik ipuçları olacak.


Filmde aklımda kalan san sahnelerden iki replik oldu. Bunlardan biri ‘Kötü öğrenci yoktur, kötü öğretmen vardır.’, diğeri ise ‘Öğretmen olmak kolaydır, öğrenci olmak zordur.’. Her sözün doğruluk payıyla beraber koşullara göre yanlışlık payı da olabilir tabi ama eğitim hayatınız süresince aklınızda iyi kalmış en az bir öğretmen ve en az bir sevmediğiniz öğretmen vardır. Hepimiz çok farklıyız, öğrenci olarak da öğretmen olarak da. Gerçekten bir öğretmen olarak iz bırakmak, öğrencileri etkilemek ve keşfetmek oldukça zor. Her insan bir hazine ve küçük yaşta önce büyüklerimiz bizi keşfedip yol açarken büyüyünce hazinemizin derinliklerini biz keşfediyoruz. Belki de tam anlamıyla biz de kendimizi keşfedemiyoruz. Yollar, yöntemler gördüklerimizden, bildiklerimizden çok farklı olabiliyor. Yazdığım repliklerden birinde öğretmenlik çok zor derken diğerinde kolay diyor. Çünkü bir noktada da öğretmenler de öğrenci. Hem hayatın hem öğrencisinin … Bazen egomuz, dünyaya dair hırslar, beklentiler, sıkışıp kaldığımız korkular, kalıplar, gerçeklerimiz görüş alanımızı kısıtlıyor. Öğrenmemizi, hayata dair güzellikleri, gerçekleri, önemli noktaları görmemizi, keşifler yapmamızı engelliyor. Belki de en çok filmde olduğu gibi kabullere takılıyor ayaklarımız, gerçek olduğunu düşündüğümüz şeyler gerçekleri görüp fark etmemizi engelliyor. Herkesin içinde bulunduğu çok farklı koşullar, gerçekler, anılar, düşünceler, duygular, hayatlar var. Hayat aklımızın ucuna bile gelmeyecek olasılıklarla dolu…


Küçükken, hiyerarşinin olmadığı bir ilkokulda F şubesine gittiğim yaşlarda belki 🙂 ve sonraki yıllarda da çok kıymetli, sevdiğim öğretmenlerim oldu. Çeşitli ortamlar oluşturarak, imkanlar vererek belki de bizim kendimizi tanıma yolumuzda dokunuşlar yaptılar bize. Veya hayat içerisinde zamanı geldiğinde kullanabileceğimiz ihtimaller sundular, zihnimize azıklar bıraktılar, tohumlar ektiler. Sevdiğimiz öğretmenlerle neyi nasıl sevdiğimizi, başardığımızı ve bunun nasıl mümkün olduğunu görüp, sevmediğimiz öğretmenlerle de neyin bizi olumsuz etkilediğini veya etkilemediğini gördük belki de. Tabi ki her öğretmen her öğrenciye aynı oranda, aynı şekilde dokunamaz ama hayatta karşılaştığımız herkes gibi bir alışverişte bulunur her insan. Zihnimiz o kadar mucizevi ki hayal edebileceğimiz her şeyi yapmaya muktediriz aslında. İçimizde sonsuzluğa ait bir ruh taşırken bedenin ve dünyanın kalıplarına takılıyoruz sadece. Hayat yolu, öğrenci olmak kolay değil, anlamaya çalışmak kolay değil ama çaba sarf etmek ve ihtimalleri görmek mümkün.


İyi ki varsınız ve umarım hep güzelliklerle karşılaşırsınız.


Sevgiyle kalın…

Leave a comment