Kalemi kâğıdı hep sevdim sanırım ama çizimle ilişkim git gelli oldu biraz. Ne çok iyi oldu ne çok kötü. Biraz çalıştım biraz pes ettim. Renkleri çok sevsem de kalemlerde renklerden daha çok siyahı aldım elime. Yazarken de çizerken de.
Sanat ve tasarımla ilgili olan her alanda eğitim alan kişiler seçmeli veya zorunlu olarak, az veya çok çizime dair dersler, eğitimler görmüştür. Mimarlık eğitimimde elimden gelen en iyi şekilde ben de bu dersleri yaptım ancak çoğu cetvelle, pergelle teknik yönden oldu. Eskizler, taslak çizimler zaten bize özel, serbest formda. Derdimiz neyse ve nasıl aktarıyorsak o şekilde. Halen devam ettiğim yüksek lisans eğitimimde ders seçiminde kararsız kaldığım bir ara çizime dair bir ders alsam mı diye düşünerek, biraz korkarak, çekinerek ilk dersi denedim. Hata yapmak veya yapamamak üzerine çözmem gereken korkularım hala var gibi. İlk derste kısa bir giriş ve ardından kâğıt kalem devreye girdi. Bir su damlası çizmemizi istedi hoca. Herkes biraz su damlası koydu masaya. Ben de öyle. Korkarak başladım sanki, belki de hatam burada başlıyordu. Mükemmeli ararken engeller arasında uçamamak gibi. Ya da bu fazla romantik bir cümle de olmuş olabilir tabi. Çizmeye başladıktan bir zaman sonra hoca bir yorumda bulundu. Yanlış bir başlangıç noktasıydı. Kendimce bir yol düşünmüştüm ama çok doğru bir seçenek olmamıştı sanırım. Doğru yolu denemeye çalıştım, adım adım oluyor gibiydi. Ama hep bir şeyler de eksik gibi. Örnek çizimlerde masada gölge var gibiydi mesela. Ama ben kesinlikle bir gölge görmüyordum. Sınırlar, gölgeler, bir şeyler farklıydı. Bazı gördüğüm farklılıklar hiç değişmedi ama küçük ve büyük farklı şekillerde çizmeye çalıştıkça, hocayı dinledikçe ve asıl suya daha yakından bakınca ve ince detayları görmeye çalıştıkça gerçekten de görmeye başladım.
Elim hep küçük çizmeye gider benim, belki yine korkulardan ve çekincelerden. Büyük çizmek zor gelir, cesaret edemem pek. Küçük damlalarımı kendimce benzedi diyerek beğendikten sonra hocanın beni çok daha büyük çizmem için teşvik etmesi ancak çizdiğimde nedenini anladığım bir nokta oldu. Büyük bir çizim için daha çok çizgiye ihtiyacım vardı. Daha çok çizgi içinse daha iyi bakmaya ve o küçük su damlasının içindeki koca dünyayı, her noktayı görmem gerekti. Öyle de oldu. En azından yapabildiğim kadarıyla. Azıcık bile olsa büyük çizmem damlanın içindeki gölgede farklı tonlar görmemi sağladı, kenarların detaylarını, üstündeki odadan yansıyan siyahlıkların kalınlık ve inceliğini… Bir aydınlanma oldu sanki içimde, büyük çizmek için küçük detaylar. Cesur olmanın ödülü gibiydi sanki bir noktada. Ya da bir amaç uğruna daha yakından bakıp daha çok ve yeni şey keşfetmek adına bir farkındalık bilmiyorum. Bunu bir ara yazayım istedim, hem kendime bir not, bir hatıra hem de okumak isteyenlerle paylaşmak. Bu yazı gibi düz bir yazıyla niyetlenmiş olsam da başka şiirlerle başlayan akşamın devamında bu su damlası da bir şiirle ortaya çıktı ilk başta. Düşüncelerim cümlelerden önce dizeler halinde belirdi ve öyle de yansıdı sayfalara. Bu cümleler arasında bile geziniyor sanki devrik cümleler, bir şiirde gibi … 🙂
Hayat kendi akışında devam ediyor ama seyir defterim bir hayli düzensiz ve nadir ilerliyor. Uzun zaman sonra yazmanın, sizinle paylaşmanın bana iyi geldiği gibi bu yazının ve içindekilerin de size iyi gelmesi dileğiyle… Her zaman sevgiyle, huzurla ve afiyetle kalın…
SU DAMLASI
Bir masa ve sandalye,
Masada bir kalem ve bir kâğıt,
Bir de su damlaları, irili ufaklı
Sebepli veya sebepsiz
Pencereli bir odada
Kimse yok veya herkes var
Ama önemi yok,
En azından şimdilik…
.
Oturun sandalyeye
Elinizde kalem, önünüzde bir kâğıt
Ve biraz su damlası
Yuvarlak veya ondan hallice
Birden çok
Benden az.
Seç birini
Ve bak dikkatlice
Çizmek için bak ama,
Bakmak için değil
Görmek için…
.
Işığı gör içine süzülen
Süzüldükten sonra içinde kalan gölgeleri,
Üstüne yansıyan ve koca bir odayı saklayan
O çizgileri…
İlk bakışta biraz gölge, biraz ışık, biraz yansıma
Ve masaya dokunan sınırları…
Olmadı
Gerçeğin çizgileri kalemle uyuşmadı…
.
Yeniden veya sil baştan
En önemlisi
Daha yakından, daha dikkatli
Gör bir damlanın her hücresini
Hisset belki de
İnceliklerini…
.
Şimdi yeni çizgiler belirdi bir anda damlada
Sanki ilk defa bakıyormuşçasına
Gölgelerin sınırları,
Gölgenin içinde farklı renk tonları,
Yansımada inceli kalınlı odadan parçalar
Eşyalar veya insanlar
Bir damlanın içine sığan
Ama gerçeklikleri
Bambaşka bir hale varan…
Katmanlar belirdi şimdi de
Masanın yüzeyi, damlanın hacmi
Ve yüzeyi
Belki de bin bir yeni çizgi
Hayretler içinde her yeni bakışta
Doğan, büyüyen…
Bir damla gibiydi en başta
.
Ama yaklaştıkça
Her şey değişti
Artık o
Birden az
Benden çok…
